|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 12 Ekim 2006 10:00 |
|
Son dönemde NLP, Hipnoz ve E.M.D.R. gibi tekniklerin ve bunun yanında da bilimsel geçerliği olmayan bazı uygulamaların konunun uzmanı olmayan, ve hatta psikolog ya da danışman unvanına sahip olmayan kişilerce terapi adı altında kullanıldığı görülmektedir. Bu son derece tehlikeli ve endişe verici bir durumdur, temel psikopatoloji bilgisine sahip olmayan bu kişiler, danışanlarının ruhsal hayatlarında sonradan ortaya çıkacak hasarlar meydana getirmektedirler. Danışmanlık ve terapi hizmeti alacak kişiler bu konuda son derece dikkatli olmalıdırlar.
Ayrıca aile danışmanı, psikolog ya da psikolojik danışman gibi ünvanlara kullansalar ya da sahip olsalar dahi, birlikte çıkılacak uzun bir yol olan bu tür yardım hizmetlerinde, yardım alınacak kişilerin mesleki birikim ve tecrübelerinin de son derece önemli olduğu asla unutulmamalıdır. Etik ilkelere bağlı çalışmayan, sırf ticari kaygılar nedeniyle seans süresini uzun tutmak ve benzeri ticari manevralarla, akıl çelmeye yönelik popüler yaklaşımlarla psikoloji literatürüne ters düşen bilim dışı yorumlar getiren, danışanlarını yardım alacak insanlar değil de para kaynağı müşteriler olarak tanımlayan kişi ya da kuruluşlardan yardım almanın da kişilere fayda yerine zarar getireceği unutulmamalıdır.
Psikolog ve danışmanların, bu ünvanlar haricinde yukarıda bahsedilen kaygılar nedeniyle kendilerine bilimsel literatürde yer almayan "ilişki danışmanı, "ilişki koçu", "boşanma danışmanı", "karar verme danışmanı" vb. tamamen uydurma kisve ve ünvanlar takıştırmaları ise mesleki etik açısından kabul edilemez bir durumdur. Toplum yararına psikoloji ve psikolojik sorunlar hakkında bilgi vermek, iletişim ve bilimsel araştırmalar amaçlı olarak hazırlanmış sitemiz bu anlamda siz danışanlarımızı uyarmayı insani ve ahlaki bir borç bilmektedir.
SAYGILARIMIZLA...
Danışma Hatlarımız:
- 0 232 345 83 55 (Sitemiz Danışma Hattı)
- 0 534 670 23 73 (Turkcell)
- 0 554 580 25 10 (Avea)
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 10 Şubat 2011 07:43 |
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Cumartesi, 07 Temmuz 2007 09:54 |
|
Günümüzde boşanmaların çoğaldığı ve gittikçede artan bir grafik gösterdiği çevremize baktığımızda rahatlıkla gözlemlenebilir.. Boşanmış anne babaların bilmesi gereken, çocuklarını hala sevdiklerini onlara söylemeleri ve davranışlarıyla göstermeleri gerektiğidir. Çocuk için anne baba arasında seçim yapmak çok zordur. Anne babalar çocuğu yan tutmaya, arabuluculuk yapmaya zorlamamalıdırlar. Bazen anne babalar çocuğu diğerine göstermeyerek öç almaya çalışırlar. Bu çok tehlikelidir. Bu durumdan çocuk çok zarar görür. Çocuk kimde kaldıysa öbür eş tarafından görülmeye devam etmesi çocuğun ruh sağlığı açısından gereklidir. Bazen babanın anneye olan öfkesi ve kırgınlığı çocuğu görmesini engellemektedir. Bu da yapılmaması gereken yanlış bir yoldur.
 Bazen de çocuktan ayrı kalan eş, çocuğu aşırı hediyelere boğarak rahatlamaya çalışır. Her iki eş de çocuğa onu hala sevdiklerini ve daima seveceklerini söyleseler bu hediyelerden daha fazla işe yarar. Çocuk bu tavrı anne babaya karşı kullanmaya başlayabilir. Çocuk boşanmadan önce evdeki tatsızlığın farkındadır. Bu tatsızlığa kendisinin neden olduğunu düşünebilir ve bu durumdan kendisini suçlayabilir. Kendisinin yaptığı bir yaramazlık sonucu bu durumun ortaya çıktığını sanabilir. Böyle durumlarda çocuklar ya yaramazlıklar yaparlar ya da bedensel şikayetler ortaya çıkarabilirler.
Okul öncesi dönemlerdeki çocukların boşanmadan anladıkları anne veya babayı tamamen kaybettikleridir. ilkokul döneminde ise boşanma çocuğun gözünde ayıplanacak bir durum olarak düşünülür. Ve herkesten saklanır. Özellikle okulda arkadaşlarına bu durumu anlatmaz. Yalan üzerine yalan söylemek zorunda kalır, arkadaşlık ilişkileri bozulur. Çocuk için acı verecek sorunlar çıkabilir.
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 29 Eylül 2011 07:22 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 07 Temmuz 2004 09:54 |
|
Erkekler cinsel isteksizlikleri için nadiren yardım ararlar. Ancak cinsel isteksizliğe ikincil olarak ortaya çıkan performans (becerememe) sıkıntısı ve sonucunda ortaya çıkan sertleşme sorunu için başvurmaları daha sık görülür. Bu sorun için başvurma nedeninin azlığının diğer bir nedeni, erkekler arasında yaygın olarak inanılan ve “gerçek bir erkeğin sekse her zaman hazır olması ve her koşulda seksi yapabilmesi” ile ilgili olan yanlış bir inanıştır. Fiziksel nedenlerin dışında bu sorun çoğunlukla eşle yaşanan evlilik sorunlarından ya da depresyondan kaynaklanmaktadır.
Kadınlarda ise cinsel terapi kliniklerinde batılı ülkelerde ilk sırayı alan bu şikayet ülkemizde ikinci sırada yer almaktadır. Kadın cinselliğinin ve tatmininin pek de fazla önemsenmediği ülkemizde bu durum çok şaşırtıcı görünmemektedir. Bir grup kadın doğal bir biçimde (spontan) olarak cinselliğe karşı ilgisizdir ancak eşleri tarafından uyarıldıklarında uyarılır ve orgazm olabilirler. Diğer bir grup ise hem cinselliği başlatmaya hem de eşleri tarafından uyarılmaya karşı ilgisizdirler.Ergenlik çağından beri ilgisizlik yaşayan grupta çoğunlukla erken yaşlardaki olumsuz deneyimler en sık nedenler gibi görünürken , belli bir zaman sonra ortaya çıkan isteksizliklerin çoğunlukla eşle yaşanan cinsellik dışı ilişkileri ile yakından bağlantılı olduğu düşünülür. Evde bütün ipleri elinde tutan erkeğe karşı belki de kadının tek silahı yataktaki isteksizliği olabilir. Çocuk doğumundan sonra ve depresyonla birlikte de de bu soruna sık rastlanır.
Danışma Hatlarımız:
- 0 232 345 83 55 (Sitemiz Danışma Hattı)
- 0 534 670 23 73 (Turkcell)
- 0 554 580 25 10 (Avea)
|
|
Son Güncelleme: Pazar, 23 Mayıs 2010 06:49 |
|
|